İnsan Kendi Aklından mı Korkuyor?
Ekim 12, 2026

Sevgili Erol,
Yapay zekânın tehlikeleri hakkında yazılanları okumaktan, doğrusu, ben de yoruldum. Aynı konuyu tekrar tekrar gündeme getirmek beni de sıkıyor. Ama öyle yazılarla karşılaşıyorum ki insan yazmadan edemiyor.
Geçenlerde, yabancı üretim elektrikli araçların ülkenin kritik tesislerine alınmaması, yerli araçların ise alınması gerektiğini savunan bir görüşe rastladım.
İlk bakışta kulağa mantıklı geliyor. Ulusal güvenlik önemli. Araçların topladığı veriler, bu verilerin nerede işlendiği ve kimlere aktarıldığı elbette sorgulanmalı.
Ama yerli bir aracın topladığı verilerin güvenli olduğunu nereden biliyoruz? Bir ürünün yerli olması, içindeki bütün teknolojilerin, yazılımların ve veri akışlarının da yerli ve denetlenebilir olduğu anlamına mı geliyor?
Sorun burada başlıyor. Güvenliği sorgulamak yerine, aracın milliyetine bakarak güvenli olduğuna karar veriyoruz.
Sonra düşündüm: Yapay zekâ tartışmasında da benzer bir şey yapmıyor muyuz?
İnsan, yüzyıllardır veri topluyor, bunları işliyor, sonuçlar çıkarıyor ve bu sonuçları kendi amaçları doğrultusunda kullanıyor. Bazen bir ömür süren araştırmalarla ulaştığı sonuçlara şimdi yapay zekâ çok kısa sürede ulaşabiliyor.
Evet, risk büyüyor. Ama risk dün yok muydu?
Keskin bir bıçakla insan öldürülebilir. Öldürülmüştür de. Buna rağmen insan daha keskin bıçaklar üretmekten vazgeçmedi.
Otomobiller 250 kilometre hız yapabiliyor. Bu hız tehlikeli olabilir. Biz ne yaptık? Otomobil üretmeyi yasaklamak yerine hız sınırları koyduk.
Şimdi yapay zekâ tehlikeli sonuçlar doğurabilir diye onu yasaklamayı konuşuyoruz.
Peki, aynı sonuçları daha uzun sürede de olsa üretebilen insanı ne yapacağız? Onun zekâsını, araştırma yeteneğini, düşünme gücünü de mi yasaklayacağız?
Elbette yapay zekânın hızı ve ölçeği yeni tehlikeler yaratabilir. Bunları küçümsemiyorum. Her teknolojinin her amaçla kullanılmasını savunmuyorum.
Benim anlamadığım, insanın kendi geliştirdiği gücün sonuçlarından korktuğunda neden ilk çözüm olarak o gücü kullanmasını sağlayan aracı ortadan kaldırmayı düşünmesi.
Belki de asıl sorun, yapay zekânın bizden daha hızlı düşünmesi değil; bizim kendi geliştirdiğimiz gücü yönetmekte zorlanmamızdır.
Çünkü bir şeyi yasaklamak, onun doğurduğu sorunları çözmekten daha kolay olabilir.
İnsan, anlamadığı şeyden korkar. Korktuğu şeyi yasaklamak ister. Oysa anlamadığı bir şeyi yasaklamak, onu anlamak zorunda olmaktan kurtulmanın bir yolu da olabilir.
Acaba insan, kendi aklının ürettiği güçten mi korkuyor, yoksa o gücün sonuçlarını yönetemeyeceğini kabul etmekten mi?
Sevgili Erol, belki de asıl tehlike yapay zekânın ne yapabileceğinde değil, insanın kendi yarattığı güce karşı nasıl bir tutum alacağında saklıdır.
Çünkü yaşamın bedeli rahatsızlıktır. Rahatsızlık da gelişmenin motoru.
Rahatsız olduğumuz her şeyi yasaklayarak bu motoru çalıştırabilir miyiz?
İmza: Kendin
(Bu yazılar, doğrular ilan etmekten çok, rahatsız edici sorular sormak niyetiyle kaleme alınmıştır.)
*Okuduğunuz için çok teşekkür ederim, desteğinizi ve yanımda olduğunuzu hissetmek benim için gerçekten çok kıymetli.
Bir yanıt yazın