Hastalık mı, Sabırsızlık mı? Temmuz 09, 2026 Sevgili Erol, Son birkaç gündür bir hastane odasında, yalnızca bir hastayı değil, modern insanın sağlık anlayışını da izledim. Ateş vardı. Herkes onu düşürmeye çalışıyordu. Ben ise ateşin kendisini değil, ona karşı duyduğumuz tahammülsüzlüğü izliyordum. Çünkü ateş, milyonlarca yıldır insan bedeninin düşmanı değil, savunma biçimlerinden biri oldu. … Bir zamanlar insanlar hastalığın geçmesini beklerdi. Şimdi laboratuvar sonucu bekleyemiyoruz. Bir zamanlar beden konuşurdu. Şimdi laboratuvar konuşuyor. Bir zamanlar hekim hastaya bakardı.…
Oltayla Kuş Avlayanlar Temmuz 08, 2026 Sevgili Erol, Bir süredir dikkatimi çeken bir alışkanlık var. Bu ülkede hangi konu tartışılsa, önce asıl mesele gözden kayboluyor; sonra herkes kendi ezberini konuşmaya başlıyor. Oysa en kritik soru çoğu zaman en başta sorulmalı: Doğru sorunu mu tartışıyoruz? Geçtiğimiz günlerde karşıma, Kürtçenin etimolojisi üzerine hazırlanmış uzun bir paylaşım çıktı. Sayılar, yüzdeler, kaynaklar… Sonunda…
“Hür Dünya” Masalları ve Realpolitik Çıplaklığı Bu Sabah Okuduğum Bir Rapor Üzerine Temmuz 06, 2026 Sevgili Erol, Sabah kahvemi yudumlarken ekranıma düşen bir istihbarat özeti, uzun zamandır zihnimi kurcalayan o büyük çelişkiyi bir kez daha tüm çıplaklığıyla yüzüme vurdu. Rapor, Washington’daki bir komisyonda Türkiye üzerine verilen resmi bir ifadeye aitti. Analist Michael Rubin, ABD yönetimine adeta bir “ayar verme rehberi” sunuyordu: Siyasi davaları kaşıyın, darbe…
Tehlikeli Cehaletin Başköşesi Temmuz 05, 2026 Sevgili Erol, Yapay zekâ hakkında konuşanları dikkatle dinliyorum.Kimi, “İnsanlığı aptallaştıracak.” diyor.Kimi, “Düşünme yeteneğimizi elimizden alacak.” diye uyarıyor.Kimi ise çok daha iddialı konuşuyor:“Yapay zekâ, insanlığın önündeki en büyük tehdittir.”Bu cümleleri kuranların arasında akademisyenler de var, gazeteciler de, televizyon yorumcuları da, kendisini “düşünür” olarak tanımlayanlar da…Sözlerini dinlerken aklıma tek bir soru geliyor.Acaba aynı insanlar, evlerinin başköşesine yerleştirdikleri televizyona da bir…
Zam mı, Ölçüsüzlük mü? Temmuz 04, 2026 Sevgili Erol, Su…Hayatın kendisi. Bir insan sudan vazgeçemez.Elektriği biraz daha az kullanabilir.Yeni bir gömlek almayı erteleyebilir.Tatile gitmeyebilir.Ama suyu tüketmemeyi seçemez. İşte tam da bu yüzden suyun fiyatı yalnızca ekonomik bir veri değildir.Bir toplumun adalet anlayışının da göstergesidir. Geçtiğimiz günlerde kendi faturalarımı karşılaştırdım. Ocak 2026’da kullandığım suyun birim fiyatı yaklaşık 55 TL idi.Temmuz ayında aynı suyun birim fiyatı yaklaşık…
Demokrasi, Bağlantısallık ve Tek Sesli Müziğin Konforu Temmuz 03, 2026 Sevgili Erol, Son günlerde kendi kendime şu soruyu soruyorum: Acaba demokrasiyi hiç doğru anlayabildik mi? Belki de biz onu sadece sandığa indirgedik. Oysa demokrasi, yaşamın bilgi üretme yöntemlerinden biridir. Birlikte düşünmenin, farklı deneyimleri ortak bir akla dönüştürmenin çabasıdır. Beynimiz bunun en güzel örneğidir. Milyarlarca nöron aynı işi yapmaz. Aynı düşünmez. Aynı sinyali üretmez. Kimisi görür, kimisi duyar, kimisi hatırlar,…
Kasların Konforu, Aklın Krizi: TeknolojiyiNeye Göre Alkışlıyoruz? Temmuz 02, 2026 Sevgili Erol,Robotik cerrahiye övgüler yağdırırken, yapay zekaya neden öfke kusuyoruz?Geçenlerde tıp dünyasının dışından bir gözle, son yılların en büyük parıltısı olan robotik cerrahi üzerine düşünürken buldum kendimi. Şüphe yok ki o devasa, milimetrik kolların arkasında yine insan, yine bir cerrah var. Ancak ortada kaçınılmaz bir paradoks dönüyor:Direksiyona her yeni…
Demokrasi Doğal Ömrünü Bitirdi mi? Temmuz 01, 2026 Sevgili Erol, Bugün kafamı kurcalayan, kurcaladıkça da içimi huzursuz eden bir soruyla masaya oturdum. Hatırlarsın, çocukken bize demokrasinin insanlığın ulaştığı “en son ve en mükemmel” durak olduğu anlatılırdı. Tarihin sonuna gelmiştik, her şey çözülmüştü; sandık kurulacak, özgürce oy verilecek ve dünya daha adil bir yer olacaktı.Peki, neden bugün etrafıma baktığımda bu “kusursuz”…
“İzindeyiz” Demek Yetiyor mu? Haziran 27, 2026 Sevgili Erol,Bazen düşünüyorum…Bir ülkenin en büyük tehlikesi gerçekten dışarıdan gelen tehditler midir, yoksa içeride oluşan sessizlik midir?Atatürk Gençliğe Hitabesi’ni okurken çoğu zaman sadece “vatan tehlikede olursa ne yapmalıyız?” sorusuna odaklanıyoruz. Oysa Hitabe sadece bir işgal gününü anlatmaz. Daha derin bir uyarı yapar:Bir ülkenin kurumları zayıflarsa, yönetenler sorumluluk duygusunu kaybederse, toplum kendi çıkarını ortak geleceğin önüne koyarsa ne olur?Ve en önemlisi:Böyle bir durumda gençlik nasıl davranmalıdır?Bugün sıkça duyduğumuz bir…
Çorbada Kimin Tuzu Var? Haziran 21, 2026 Sevgili Erol, 1. Tek neden arayışı: zihnin kolaycılığı İnsan, karmaşayı sevmez.Karmaşıklık yorucudur. Bu yüzden başarısızlıkla karşılaştığında zihnimiz hızla bir şey yapar:Bir neden seçer. Mümkünse tek bir neden. Çünkü tek neden, sorumluluğu daraltır.Daralan sorumluluk, hafifleyen vicdan demektir. Ama gerçek hayat böyle işlemez. ⸻ 2. Hikâyeler ve gerçekler Napolyon’a atfedilen bir anlatı vardır.Savaş kaybedilmiştir. Generaller nedenleri saymaya başlar: Barut bitti…Şartlar kötüydü…Eksikler vardı… Ve lider…